Kayıtlar

Osmanlı yemek kültürü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Osmanlı Sarayında Sabun, Koku Ve Mum Nedir?

Resim
Osmanlı Sarayında Sabun, Koku Ve Mum Nedir? Helvahanede çeşitli esanslar ve kimyevî karışımlarla sabunlar hazırlanırdı. El yıkamak için imal edilen sabunların içine güzel kokması için yasemin, hanımeli, ıtır, menekşe, karanfil, zambak, besbase (macis), gecesafası gibi çiçeklerin esansları katılırdı.  Çamaşır yıkamak için kullanılacak sabunlar ise siyah kimyon usaresi katılarak imal edilirdi.  Ayrıca hekimbaşılarının özel reçetelerine göre cilt hastalıklarının tedavisi için  Osmanlı'da  Sabun, Koku Ve Mum  imal edilirdi. Saçları yıkamak için kullanılacak sabunlar hazırlanırken saçların dökülmesini, kepeklenmesini önleyen birtakım kimyasal maddeler yanında ıtır, karbonat ve zeytinyağı kullanılırdı.  Kalıplarla bu sabunlara değişik şekiller verilirdi.  Tedavi amaçlı yapılan sabunlar saray hastanelerine, saray hamamlarına da dağıtılırdı. Osmanl ı  mutfak tarihimizden  Helvahanede mekânların güzel kokması için buhur ile gül yağı d...

Osmanlı Sarayında Sofra Örtüleri

Resim
Osmanlı Sarayında Sofra Örtüleri Osmanlı yemek kültürü  ve  Osmanlı Sofra kültürü nde   yemek kapları  ve kaşıkların yanı sıra,  sofra nihâlîleri, peşkirler  ve makramalardan oluşan örtüler sofra düzeninin önemli aksesuarlarıdır. S ofra görgü kuralları arasında yer alan el yıkamak ve peşkir kullanmak,  Osmanlıların temizliğe verdikleri önemin göstergesiydi.  Genellikle  Osmanlı Sarayı nda Sofra Örtüleri   dikdörtgen formlu, uç kısımları saçaklı el havluları olan peşkirler sayesinde eller,  yemek süresince temiz tutulurdu. Ellerin yıkandıktan sonra daha iyi kurulanması için peşkirler pamuklu ve keten dokumalardan yapılırdı. Yemek havlusu olarak da adlandırılan makrama,  keten veya pamuklu dokumalardan yapılmış bir tür peçete olan örtülerdi.  İşlevine göre yemek makraması, şerbet makraması adını alırdı.  Dolama ise yemek esnasında, sofra çevresinde oturanların boydan boya tek parça hâlinde dizlerine örttük...

19. Yüzyılda Osmanlı Saray Mutfağı Ve Mutfak Teşkilatı

Resim
19. Yüzyılda Osmanlı Saray Mutfağı Ve Mutfak Teşkilatı 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu için modernle geleneğin iç içe yaşandığı bir dönem olmuş, siyasal ve toplumsal yaşamdaki değişiklikler s ofra kültürü nü de etkilemiştir. Sultan II. Mahmut ( 1808- 1832) Saray’dan bir aşçıyı Avusturya’ya  aşçılık eğitimleri   alması için göndermiş, Avrupa’daki saraylarda çalışan aşçıların da Osmanlı Sarayı’nda çalışmalarına izin vermiştir.  Osmanlı Sarayı’nda Avrupalı devlet adamlarına ve diplomatlara verilen  ziyafet lerin menüsünde,  Avrupa  saray yemekleri  yer almıştır ve Osmanlı Saray mutfağı   damak tadı na uygun olan bu yemekler zamanla, Saray sofralarının vazgeçilmez yemekleri hâline gelmiştir.  Domates, yeni fasulye türleri, mısır, patates, kırmızı biber gibi sebzeler ile yenibahar ve vanilya  gibi baharatlar Saray’da tüketilmeye başlanmıştır. Dondurma, havyar, kek ve pasta bu dönemde  Osmanlı yemek kültürüne  girmiştir...

Türk Mutfağı ve Macar Mutfağında; Yemek, Kültür ve Kimlik (Bölüm -01)

Resim
Türk Mutfağı ve Macar Mutfağında; Yemek, Kültür ve Kimlik (Bölüm -01) Adem Koç Bu çalışmanın konusu, yemeğin bilinen biyolojik (karın doyurma) işlevi dışında sosyokültürel ve kültürel ifade çeşitliliği bağlamlarında  “kimlik vurgusu” işlevi üzerinedir.  Türkiye’de Ankara (Çubuk), Eskişehir (Alpu), Kütahya, İzmit (Kocaeli), Tekirdağ; Macaristan’da Karcag, Kisújszállás, Jászberény, Jászfényszaru, Budapeşte’de yapılan alan araştırmaları ve literatür taraması çalışmaya yön vermiştir. Yemek, Kültür ve Kimlik Bağlantısı Kültür, simgesel bir alandır. Simgeler genellikle dil ile ilintilidir. Fakat ülkeleri temsil eden bayraklar gibi, sözlü olmayan simgeler de vardır.  Bu simgesel alanı kullanabilen tek varlık insandır.  Kültür, tek tek, birbirinden bağımsız bireylere değil, bir grubun üyesi olarak bireylere özgü bir vasıftır. Kültür toplum içinde aktarılır. Biz kültürümüzü gözleyerek, dinleyerek, konuşarak ve diğer insanlarla etkile...

Osmanlı Sarayının İaşesi

Resim
Osmanlı Sarayının İaşesi Osmanlı Devleti’nin yönetim, eğitim, sanat merkezi ve hanedanın evi olarak Saray,  İstanbul içinde ayrı bir kent sayılabilecek nüfusa sahipti. 16. yüzyıl başlarında 4-5 bin, 17. yüzyıl başlarında 10 bin civarında kişiyi barındıran ve iş imkânı sağlayan Saray’da seçkin bir sınıfın doyurulmasına hizmet eden mutfaklara gıda maddelerinin sağlanması önemli bir işti.  Tüm gıda alımlarında Saray için gıda alımı yapılmadan başkalarının alım yapması yasaklanmış,  öncelik hakkının Saray’a tanınması suretiyle kaliteli malların seçilmesi  sağlanmış, bu arada şehir halkının darlık yaşamaması için özen gösterilmişti. Ayn ı  zamanda Osmanlı  Saray ı n ın  İaşesi nde  dayanıksız tüketim mallarının tamamı ile diğer besin maddelerinin bir kısmı İstanbul’dan, temel gıda maddelerinin büyük bir bölümü ise taşradan sağlanmıştı. Taşradan gıda temin edilen bölgeler geniş bir coğrafyaya yayılmıştı.  Bursa başta olmak üzere Gü...

Gelibolulu Âlî’nin Surnâmesinde Osmanlı Yemek Kültürü "Bölüm - 01"

Resim
Gelibolulu Âlî’nin Surnâmesinde Osmanlı Yemek Kültürü "Bölüm - 01" Şerife AĞARI Yrd. Doç. Dr. Osmanlı yemek kültürü  bir hayli zengindir. Özellikle sarayda yapılan düğünler ve şenlikler bu zenginliğin bir şölene dönüşmesine sebep olmuştur. Osmanlı sarayında yapılan çok sayıdaki görkemli düğünden birisi hatta belki de en muhteşemi III. Murad’ın oğlu III. Mehmet için 1582 senesinde yaptırdığı sünnet düğünüdür.  Gelibolulu Ali’nin manzum olarak kaleme aldığı bu düğün çok renkli görüntülere sahne olmuştur ki  bunlardan birisi de kurulan sofralar ve bu sofralarda ikram edilen yiyecek ve içeceklerdir.  Zira bu tür şenliklerde en fazla önem verilen konulardan birisi de ikram edilen yemeklerdir. Bahse konu olan düğünde ikram edilen yemekler Osmanlı yemek kültürü nün zenginliğini yansıtması açısından oldukça önemlidir.  Çünkü sadece yemekler hakkında değil aynı zamanda kullanılan malzemeler, en çok rağbet edilen yiyecek ve içecekler hakkında da bilgi verilme...